BU ÜLKENİN KÜÇÜK BİR AZINLIĞA PEŞKEŞ ÇEKİLME HİKÂYESİ…

DARBELERDEN DERS ALDIK MI?
1939 Yılından buyana ilk defa bu yıl 29 Ekim’de Çankaya da özlenen bir tablo oluştu..Cumhurun yıllarca Çankaya’ya çıkmasına olanak vermeyen küçük bir azınlığın yerine ,bu sene toplumum bütün renkleri ilk defa Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Çankaya Köşkü’ne çıktıktan sonra “ Köşkün kapılarını toplumun her kesimine açacağım” demişti. Sözünü tuttu. Görev yaptığı süre içinde Köşk’te toplumun her kesiminden temsilcileri ağırladı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 89. yılında Çankaya Köşkünde verilen resepsiyon ise 1939 yılından buyana özlenen tabloydu. Çünkü herkes üzerindeki üniformalardan ve zenginliklerden arınmış bir halde resepsiyona katıldı.
Askeri, sivili, sanatçısı, bilim adamı, milletvekili, Yargı organlarının temsilcileri,Generali, profesörü, esnafı yada başka bir deyimle.. bu ülkenin değerleri hepsi Cumhuriyet resepsiyonunda bir araya geldi. İlk defa Başörtülü, başörtüsüz asker ya da sivil herkes üniformaları bir kenara bıraktı aynı havayı teneffüs etti.
Ne oldu? Deprem mi oldu?
Asker darbe mi yaptı?
Başörtülüler Çankaya’ya çıktı diye bu ülkeye Şeriat mı geldi?
Hayır hiç biri olmadı?
Herkes Cumhuriyetin değerleri için bir araya geldi.
Bu ülke de kimse kimseye üstünlük taslamadığı bir ortam oluştu..
Bu ülkenin insanları, Türk’ü Kürd’ü, alevisi ,sünnisi, lazı çerkezi , yörüğü,Arnavut’u, Ermeni’si ,Rum’u Çeçeni, kısaca ben Türk vatandaşıyım diyen ; Türkiye’nin doğusu ,batısı, Güneyi, kuzeyi kısaca bu toprağın insanları ilk defa böyle bir atmosferi Çankaya da yakaladı..
Bu ülke hepimizin…
Bu ülkenin toprakları için Doğu’dan Batı’ya Güney’den kuzey’e tüm illerden ilçelerden köylerden onbinlerce vatan evladı canını verdi. Bu toprakları kanlarıyla suladı. Onların kanları,canları bize Türkiye Cumhuriyeti’ni armağan etti. Başkomutan Atatürk Cumhuriyeti ilan ettikten sonra bu ülkenin evlatları vatanları için bin bir türlü cefayı çekti.Ama Başkomutan Atatürk’ün vefatından sonra bazıları sahneye çıkarak ve bu ülkeyi kendileri kurmuş gibi yıllarca toplumun büyük bir kesimine eza cefa etti. Üstünlük tasladı. Kendilerini Polit büro üyeleri gibi yada lordlar kamarasındaki asilzadelere benzeterek astı kesti. Her türlü eza ve cefayı reva gördü.. Darbeler yapıldı… Binlerce vatan evladı bu darbelerde ne işkencelerden geçti… Üniversitelerde ikna odaları kurdu. Binlerce genç kız bu ikna odalarında işkence gördü.işkenceye dayananlar başörtülerini çıkarmayanlar üniversitelerden atıldı.Bu işlemleri yapanlar hep bendilerini VİP sanarak yalanlarıyla yaşamaya alıştı.Tabiri caize ayranı yok içmeye, tahtı revanla gider……” ata sözünde olduğu gibi yaşamak istedi Amaşapka düştü kel göründü…
Küçük bir azınlık bu ülke evlatlarına neler neler yapmadı ki… 1960 darbesini yapan küçük bir grup rütbeleri general bile değil…. Darbeci cunta, ülkeyi ele geçirdikten birkaç gün sonra yaklaşık 250 generali hemen emekli etti… O apoletli generaller den tık sesi bile çıkmadı…Onlar köşesine çekilip emekli maaşın almayı yeğledi..
Kimse bu darbe Cumhuriyete karşı yapılmıştır.diyemedi . Cumhuriyet gitti , Milli Birlik Komitesi geldi.. monarşi geldi. Cumhuriyet isimde kaldı .Demokrasi adına ,Cumhuriyet adına kimse meydanlara dökülmedi… Daha sonraki darbeler ise malüm.. !2 Eylül’de bu sefer Generaller sahneye çıktı. 1960’ın “Mili Biirlik Komitesi’nin adı bu sefer “ Milli Güvenlik Konseyi” oldu..
Orgeneral Kenan Evren ve Darbe arkadaşları, Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya halen hayatta ve 30 yıl sonra Türkiye’deki Anayasal düzeyi zor ve cebir kullanarak bozup yerine yeni bir rejim kurmaktan yargılanıyor.
Diğer darbeci generaller ise Kara kuvvetleri Komitanı Nurettin Ersin 2005 yılında öldü.

Deniz kuvvetleri komutanı Nejat Tümer 2011 de, Jandarma Genel Komutanı Sedat Celesun ise 1998 yılında öldü…
12 Eylül darbesini gerçekleştiren bu generallerin hepsinin ortak suçu ise :. Türkiye’deki Anayasal düzeyi zor ve cebir kullanarak bozup ve yerine yeni bir rejim kurmaktı. Buru başardılar..
Reesmi verilere göre :
12 Eylül döneminde 600 bini aşkın kişi işkenceden geçirildi.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
300’ü aşkın kişi ise gözaltında ya da cezaevinde kuşkulu bir şekilde öldü.
16 kişinin kaçarken vurulduğu iddia edildi.

73 kişinin doğal nedenlerden öldüğü, 43 kişinin ise intihar ettiği açıklandı.
28 Şubat ise sıcağı sıcağına konuşulması gereken bir olay.. 28 şubat’ta sahneye çıkanlar ve post modern darbe yapanlar şu sıralar TBBM de bir komisyon tarafından dinleniyor.. Sonuç ne olur bilinmez ama,28 Şubat yıllarca konuşulması gereken bir olay..

28 ŞUBAT “ BU ÜLKENİN KÜÇÜK BİR AZINLIĞI PEŞKEŞ ÇEKİLMESİNİN” HİKAYESİDİR..
Batan bankalar, el konulan şirketler, sermayelerin renklere göre sınıflandırılması… çok sayıda iş adamının faili meçhul bir şekilde öldürülüp servetlerine el konulması,Baş örtülü öğrencilerin ikna odalarında psikolojik baskılara alınması ve on binlerce öğrencinin üniversitelerle ilişiğinin kesilmesi ,Batı çalışma grubunun tüm insanları fişleme gayreti, Ordudan dini vazifelerini yapıyor diye binlerce subay, astsubayın atılması, Yeşil sermaye diye ihalelere alınmaması, Medya patronlarının Ülkeyi yönetmekle sorumlu olan başbakanı , villasının kapısında pijamayla karşılaması,. Post modern darbecilerin ülkeyi yönetmek için parlamento da milletvekiline başbakanlık görevi verdirmesi… Bütün bunlar olurken dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in koltuğu bırakmamak için her türlü talebe olumlu cevap vermesi….Post modern darbeyi yapanların saffında yer alması…28 Şubat’ın bence tek özeti “ Bazı güçlerin küçük bir azınlığa bu ülkenin zenginliklerini peşkeş çekme operasyonu…

En son sivil ,irade 27 Nisan 2007 de muhtıra ya direnerek bu ülkede Cumhuriyetin değerlerinin uygulanması için bir zemin hazırladı..
Ve nihayet, 29 Ekim 2012 de Çankaya Köşkü’nde Cumhuriyet resepsiyonunda toplumun her kesiminin başörtülü ,üniformalı bir araya gelmesi ve aynı havayı teneffüs etmesi… NE güzel bir tablo…
Cumhuriyetin değerlerini yeniden hatırlanması.. Cumhuriyetin değerleri için bir arada olunması… Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü kutluyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir