”15 YIL İÇİNDE ALMANYA’YI TÜRK KÖKENLİ BİR BAŞBAKAN YÖNETECEK”

Türk-Alman Bilimsel Eğitim Vakfı ile Konrad Adenauer Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Almanya’ya Türk göçünün 52. Yılı “ toplantısında konuşan Ekovitrin Medya Grubu Başkan Vekili ve Ekopazar programı Genel Yayın Yönetmeni Şeref Özata gelecek 15 yıl içinde Almanya da Türk kökenli bir başbakan göreceğiz” diyerek herkesi şaşırttı.


Türklerin Almanya ekonomisinde her alanda faaliyet gösterdiğini ifade eden Ekovitrin Medya Grubu Başkan Vekili ve Ekopazar programı Genel Yayın Yönetmeni Şeref Özata, “Şu anda Alman devletinin gerek kamu gerekse özel sektördeki en büyük kurumlarında Türklerin iyi yerlerde görev yaptığını belirterek, yaşlı Alman nüfusuna Türk toplumu büyük bir enerji sağlıyor. Özellikle sivil toplum kurumlarında ve siyasi partilerde Türklerin aktif görevlerde bulunması Almanya’ya  ‘taze kan gibi geliyor’ Almanlar çalışkan Türk gençlerinin önünü açıyor sorumluluk veriyor. Dolayısıyla halen Almanya da çok sayıda Türk kökenli milletvekili ve eyaletlerde Türk bakanlar görev yapıyor. Önümüzdeki yıllarda neden bir Türk kökenli politikacı Başbakan olmasın” şeklinde konuştu.

Almanya’da yaşayan Türk toplumunun ekonomik sorunlarının aşılmasına karşılık giderek büyüyen sosyal sorunların çözümünde büyük sıkıntılarla karşılaştıkların belirten Özata, “Özellikle Türk çocuklarının ailelerinden alınarak Alman koruyucu ailelere verilmesi çok büyük dramların yaşanmasına sebep oluyor” dedi. Özata, Almanya’da yaşayan Türk ailelerin ailelerinden alınan çocukları koruyucu aile olarak sahiplenmesi gerektiğini belirtti.
Konferansa katılan Türk ve alman bilim adamlarının büyük bir dikkatle dinlediği gazeteci ve TV program yapımcısı Şeref Özata konuşmasını söyle sürdürdü: “Prof. Dr. Faruk Şen ile 1982 yılında ilk röportajını yapan gazetecilerden biriyim.  Biliyorsunuz Faruk Şen 1980’li yıllarda Almanya’da Türkiye Araştırma Merkezi’ni kurdu. Özellikle Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin gelişmesine fayda sağlayan birçok materyali ve araştırmayı bize sundu. Şimdi Türkiye’de bir vakıf kurdu ve bir üniversitenin kurulması için çaba sarf ediyor. Bizler, benim gibi birçok araştırmacı gazeteci ve bilim insanı Almanya’ya gözlemci olarak bakabiliyoruz.

“BAŞARILI BİR TOPLUM ŞİMDİ  SOSYAL SORUNLARLA BAŞ EDEMİYOR”
Biz 19990’lı yıllarda Türklerin Almanya’daki başarılarından bahsediyorduk. Fakat son dönemde dünyayı sarsan ekonomik krizin başlangıcından buyana beklide son 10 yıldır Türklerin Almanya’da bir başarısını göremiyoruz.  Hatta bütün umutların kırıldığı, sosyal yardımlarla geçinen insanların olduğunu görmek de bizi son derece üzüyor. 
Daha önce bu insanların hepsi üreten ve ülke ekonomisine katkı sağlayan, elde ettiği kazancının bir kısmını memleketine göndererek memleketinde bir takım işlerin yapılmasına yardımcı olan ‘Almancı’ Türkler olarak tanıdığımız insanların maalesef önemli bir kısmı devletin sosyal yardımlarıyla geçinen bir toplum haline geldi. Alman hükümeti de bu durumdan son derece sıkılmış durumda. Sanıyorum alman hükümeti orada yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye’ye gönderilmesi için ellerinden geleni yapıyorlardır. Çünkü üretmeyen insanı kimse istemez. Maalesef Almanya ekonomisini büyütemeyen ülkeler konumuna geldi. Alman ekonomisi son 11 yılda yüzde 13 büyüme oranına sahip olabildi.

Türk ekonomisi ise son 11 yılda yüzde 59 büyüdü. Tabii Türkiye’deki bu hızlı gelişme Almanları kıskandırdı. Biz Almanya’daki Türklerin başarılarından söz ederken 1994’lü yıllarda bir kitaptan bahsediliyordu. En Alttakiler diye. Türklerle dalga geçen, Türkleri Alman toplumunun en alt kademesindeki varlık olarak görüyorlardı. ’En Alttakiler “diye o meşhur kitap yazılmıştı.  Ekovitrin Medya Grubu olarak 1994 yılında Almanya’da başarıyı yakalayan Türklerin hikâyelerini anlattığımız.  ‘Almanların Türk patronları En Üsttekiler’ isimli kitabı yayımladık. Ondan sonraki süreçte de Almanya’da bireysel başarılar ortaya çıkmaya başladı. Biz de o dönemde hazırladığımız televizyon programlarında hem yayınladığımız Ekovitrin dergisinde Almanya’daki Türklerin başarı hikayelerini yayınlıyorduk. Fakat son yıllarda maalesef Almanya’da başarı hikâyelerinin yerine orada yaşayan Türklerin sosyal dramlarının nasıl çözüleceği konusunda kafa yormaya başladık. 

Ailelerinden alınan Türk çocuklarıyla ilgili bir çalışma yapmaya başlamıştım. Alman Koruyucu ailelerle verilen Türk çocuklarının ya Lezbiyen ailelere ya da Kiliselerin himayesine verilmesi ve bu çocukların kimliklerini yitirmesi için yapılan beyin yıkama faaliyetleri maalesef yüreğimizi dağlıyordu. Düsseldorf Başkonsolosu Faruk Sürer Bey bu konuyu ilk olarak Ekopazar da gündeme getirmişti. Onunla yaptığım bir röportajdan sonra, bunun çok büyük bir yara olarak giderek büyüdüğü ortaya çıktı. Bu konuda oldukça fazla yayınlar yaptım. ATV Avrupa kanalında yayınlanan Ekopazar programımızda bu tür konulara oldukça sık yer veriyoruz. Sosyal yaralar bitmiyor. Türkiye’ye gelmek isteyen vatandaşlarımız da burada umduklarını bulamıyorlar. Her iki ülkede yaşayan insanlarımız için zor bir dönem. Almanya Başbakanı Merkel’in de Türkiye ile ilişkilerini soğuk tutması orada yaşayan Türk vatandaşlarını sıkıntıya sokuyor.

ALMANYA’YA BİR TÜRK BAŞBAKAN
Bundan 100 yıl önce Amerika’ya siyahi birinin başkan olacağını söylenseydi herkes gülerdi. Ama Afrika kökenli Obama şuanda Amerika Birleşik Devletleri’ni hem de 2. defa seçilmiş olarak ABD’yi yönetiyor… Türkler Almanya da 50 yıldır var. Şu anda Almanya’yı yöneten Merkel’in Alman vatandaşlığı 15 yılı geçmedi. Dolayısıyla Türk toplumu Almanya’da Angela Merkel’den daha önce vardı ve ülke için çalışıyordu.
Şimdi ben de diyorum ki Almanya’da yakın gelecekte bir Türk başbakan veya bir Türk cumhurbaşkanı göreceğiz. Ben buna inanıyorum. Çünkü Almanların nüfusu yaşlandı. Artık üretemiyor. Almanya yaşlı bir nüfusa sahipler. Dolayısıyla önümüzdeki 15 yıl içerisinde Almanya da eminim ki bir Türk başbakan göreceğiz. Durum bunu gösteriyor.  Türkler Almanya’da çok etkililer. Siyasette de oldukça etkili yerlerde Türkleri görebiliyoruz.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir