Köşe Yazıları

TIR ve kamyonlar vızır vızır, mal sevkiyatı son sürat…

Hem üreten , hem yaşayan bir sistem...

Köy kent değil, Eko-köy..
Hem üreten , hem yaşayan bir sistem…

Dün 10 saatlik bir yolculuk yaptım.Yollar yük taşıyan kamyon ve TIR’larla dolu. Adeta TIR  zincirlerini sollayarak yolculuk; keyifli mi?
Aslında keyifli.????
Maşallah ülkemizde üretim de, ihracat da çok iyi.
Türkiye 2001 yılında dünya küresel krizle boğuşurken bu krizin etkisiyle Ankara’da bu duruma isyan edip dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in önüne yazarkasa fırlatan esnafı hiç unutmadı.
Yıllar önce ülkede koalisyon hükümeti vardı. Ülke iyi yonetilmiyordu.
O zaman sanırım 2001 yılı Aralık ayı. İstanbul – Antalya arasında bir yolculuk yaptık. Program çekimi için gidiyorduk. Yolda biraz da eğlence olsun diye konuşurken ekonominin canlılığını yollardaki mal taşıyan araçlardan belli olur diye kamyon ve TIR’ları saymaya başladık. Hiç unutmuyorum, o yolculuk sırasında 730 km’lik yolda saydığımız kamyon sayısı 55, TIR sayısı 48 idi.
Yolda “Acaba yük taşıyan kamyon görecek miyiz?” diye konuşuyor ve tek tük kamyon görüyorduk.
Zira ekonominin canlılığı mal sevktiyatıyla doğru orantılıdır.
Üretim varsa ihracat vardır.
Üretim varsa ekonomi canlıdır.
Üreten insan varsa ülkenin geleceği parlaktır.
Bir hafta sonra bu sefer  İstanbul’dan  Ordu’ya  900 Km lik bir yolculuk daha yaptık. Gerede’den Samsun’a kadar saydığımız kamyon TIR sayısı  50’yi bulmamıştı.

Dün gece yine yollardaydık.
Yollar mal taşıyan kamyonlardan ve TIR’lardan geçilmiyor. Saymaktan vazgeçtim çünkü Anadolu’dan İstanbul’a mal taşıyan kamyonlar ve TIR’lar otobanda neredeyse iki şerit yolu kapatmış.
Üçüncü şeritten gidenlerden yol almakta bile zaman zaman zorlandım.
Saymaktan vazgeçtim çünkü birkaç kilometrelik yolda belki yüzlerce, TIR değil binleri aşan bir hareketlilik vardı. Herkes pandemi stresini bırakmış canla başla çalışıyor. Anadolu’nun köylerinde büyük hareketlilik var.

Köyüne dönenler yeni bir Hayat kuruyor.

Büyükşehirlerden kaçan yeni bir hayat kurmak isteyen binlerce aile topraklarını daha verimli hale getirmek için çaba harcıyor.
Bu üretim azmi inşallah Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri haline getirir.
Anadolu toprakları bereketlidir. Anadolu aslanları yeniden dünyada söz sahibi olmak için üretim seferberliğinde.

Bir örnek vermem gerekirse OBB Başkanı Dr. Hilmi Güler köy ekonomisi için vatandaşlara, inek, tavuk, koyun ,fidan, fide desteği sağlıyor. Yüzlerce aile fide ve fidan desteği ile köy ekonomilerini güçlendirmek için büyük emek veriyor.

Ordu’da Eko-köy sayısı giderek artıyor. Dr. Hilmi Güler tecrübelerini Ordu’da hayata geçirme imkanı buldu.
Yeniliklere açık, kendi kendine yeten, üreten ve yaşayan bir Ordu sloganıyla bütün yeni düşüncelere açık bir yönetim anlayışıyla ekibiyle  çalışıyor.

Yolda gördüklerim bu ülkenin ekonomisinin çok çabuk toparlanacağının göstergesi..

Ben açıkçası hiç karamsar değilim. Gördüklerim bana geleceğin çok çok iyi olacağı işaretini veriyor.

Şeref ÖZATA

1959 yılında Ordu'nun sahil kasabası Gülyalı'da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise tahsilini Ordu'da tamamladı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, Ankara Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nu (TÖMER- 2 yıllık) bitirdi. Ardından İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde Endüstri İlişkileri ve Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yüksek Lisans yaptı. 1990 yılında Sosyal Bilimler Enstitüsü'nden Yüksek Lisans diplomasını aldı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu